Şaşırtan araştırma: 5 Avrupalıdan biri Anadolulu

08.09.2022 18:21 Haber Deposu: DHA Bursa’nın Orhangazi ilçesindeki Ilıpınar Höyüğü’nde, 15 yıl devam eden arkeolojik kazılarda çıkan buluntuları inceleyen Antropolog Doç. Dr. Songül Alpaslan-Roodenberg’in de içinde olduğu ‘Anadolu Antik DNA’ projesinin neticeleri, dünyanın elit bilim dergilerinden Science’de 25 ve 26 Ağustos’ta 3 yazı halinde yayımlandı. Araştırma sonuçlarına gore bugüne dek arkeologlarca malum, sadece genetik açıdan ilk kez kanıtlanan mühim bulgu; Doğu Anadolu’da Van merkezli Urartu medeniyetinin, Levant ve Anadolu’dan köken almış olduğu sonucu oldu.
Harvard Genetik Kısmı’ndeki David Reich Laboratuvarının bilimsel ekibinde yer edinen, Türkiye ile bazı Balkan ülkelerindeki emekleri antropolojik ve genetik açıdan bizzat yürüten projenin Türkiye bölümünde, laboratuvarın başkanı David Reich ile beraber eş başkan olarak çalışan Türk bilim insanı Alpaslan-Roodenberg, ‘Türkiye Antik DNA Projesi’nin fazlaca mühim ve geniş kapsamlı sonuçlarının Science’de yayımlandığını söylemiş oldu. İki başyazarı bulunan yazının Alpaslan-Roodenberg’le beraber öteki başyazarı Harvard Üniversitesi’nden Bilgisayar Mühendisi Genetikçi Dr. Losif Lazaridis, öteki 2 mühim yazarı da Viyana Üniversitesi Insanbilim Kısmı Başkanı Prof. Ron Pinhasi ve Harvard Laboratuvarı Başkanı Prof. David Reich oldu. 4 görevli yazar haricinde, 200’ün üstünde antropolog, müzeci ve genetikçi de makaleye mühim katkılarda bulunmuş oldu. 1980’lerin sonlarında Hollanda’nın o dönemdeki İstanbul Arkeoloji Enstitüsü Müdürü Jacob Roodenberg tarafınca Bursa’nın Orhangazi ilçesi sınırlarındaki Ilıpınar’da arkeolojik kazılar başlatıldığını hatırlatan Songül Alpaslan-Roodenberg, şu ifadeleri kullandı:
“80’li yılların sonlarından 2000’lerin başına kadar devam eden kazılarda, bulunmuş olduğu yerdeki bir pınardan adını alan Ilıpınar Höyük ile bölgedeki birkaç Neolitik höyüğün de kazıldığı bu projenin araştırma amaçlarından biri, Roodenberg’in Marmara Bölgesi kültürlerinin, aynı devrin Balkan kültürleri ile benzer oluşu sebebiyle, bu kültürün Balkanlara ve Orta Avrupa’ya bu bölgeden gidip gitmediğinin araştırılmasıydı. 2014‘te Harvard Genetik Kısmı merkezli 8 senelik bir antik DNA araştırması başlatıldı. Mevzu ile ilgili olarak ise ortalama 8 yıl ilkin bir araştırma başlatıldı.”
Alpaslan-Roodenberg kendi emek verme alanına giren Türkiye örnekleri ile Bulgaristan, Romanya ve Şimal Makedonya örneklerinin her ülke mevzuatına uygun olarak ve lüzumlu izinler dahilinde alındığını, çeşitli kazılardan ve müzelerden gelen minik parça örneklerinin de emek verme sonunda alındıkları yere iade edildiğini belirtti.
‘SONUÇLAR BİLİM DERGİSİNDE’
Araştırma ile ilgili informasyon veren Songül Alpaslan-Roodenberg, şu şekilde devam etti:
“Bu hipotez o zamanki verilere gore sadece arkeolojik buluntuların karşılaştırılması ile değerlendirildi. Ve bu kültürlerin yapımcılarının, kısaca insanların da bu bölgeden Avrupa’ya göç edip etmediklerinin cevabı sadece 2010’lu yılların ortalarında Antik DNA araştırmalarının ilerlemesi ile cevaplandırılabildi. Şimdi biliyoruz ki yeni nesil antik DNA dizileme metotları ile eski insan kemiklerinden elde edilmiş fazlaca azca DNA’nın çoğaltılara çözümleme edilmesiyle eski toplumların göç yollarını izleyebilir, fiziki görünüşlerine dair, saç, göz, ten rengi şeklinde informasyon edinebilir, onların birbirleriyle bağlantısı, aile ve akrabalık ilişkileri şeklinde pek fazlaca probleminin yanıtını da öğrenebiliriz. 2015-2016’da Harvard Antik DNA Laboratuvarından bir grup bilim adamı Marmara Bölgesi’nde Orhangazi Ilıpınar, Menteşe ve Barcın höyüklerinde yaşayan insanoğlu ile Orta Avrupa’nın ilk çiftçileri içinde genetik bağ bulunduğunu saptadı ve sonuçlar Nature dergisinde yayımlandı. Dolayısıyla ilk kez bir tek kültürün değil, insanoğlunun da bu bölgeden Avrupa’ya gitmiş olduğu ispatlandı. Şu demek oluyor ki bugün orta Avrupa’da örneğin Almanya’da rastgele sokaktan birini çevirip DNA’sını çözümleme etseniz, 5 kişiden birinin Anadolu’nun bu ilk çiftçilerinin genlerini hala taşıyor bulunduğunu görürsünüz.”
‘TÜRKİYE’DEN 35 MÜZECİ VE AKADEMİSYEN YER ALDI’
Roodenberg’in 1980’li yıllarda başlayıp 2002’ye kadar sürdürdüğü çalışmaların sonucunda ortaya çıkardığı tezin de böylece bugün genetik yardımı ile kanıtlanmış bulunduğunu da ifade eden Alpaslan-Roodenberg, Marmara Bölgesi’ndeki kazılarda ele geçen ilk çiftçilerin kemiklerini inceleyip, çözümleme ettiğini ifade ederek, “2008’den beri Harvard ve Viyana Antik DNA laboratuvarları ile iş birliği içinde çalıştık ve bizzat her iki laboratuvarın bilimsel ekibinde resmi olarak yer aldım. 2014’ten itibaren Türkiye’nin tüm coğrafi bölgelerindeki bazı kazılardan Kültür Bakanlığı’nın ilgili yönergesi doğrultusunda alınan minik kemik örnekleri ile Viyana ve Harvard Antik DNA laboratuvarlarında son olarak metotlarla çözümleme edilmesiyle alınan sonuçlar geçtiğimiz günlerde Science Dergisi’nin son sayısında yayımlandı. Aynı sayıda birbiriyle ilişkili üç yazı halinde piyasaya çıkan Türkiye merkezli bu çalışmadaki iki baş yazardan birisi de benim. Türkiye ve komşu ülkeleri ile Balkanlar’dan bir çok antropolog ve kazıbilimci olan 200’ün üstünde yazarın katılımıyla meydana getirilen bu çalışmada yalnızca Türkiye’den ortalama 35 müzeci ve akademisyen de yer aldı” diye konuştu. 
‘TÜRKİYE’NİN ANTİK GENETİK PROFİLİ ORTAYA KONULDU’
Songül Alpaslan-Roodenberg söz mevzusu çalışmada Anadolu’nun Neolotik döneminden, Osmanlı’ya kadar olan sürecinin antik genetik profilinin de ortaya koyulduğunu belirterek, şunları kaydetti:
“Bu fazlaca mühim araştırmanın çözümleme neticeleri Anadolu’ya Neolitik dönemde iki göç bulunduğunu ortaya koymaktadır. Ek olarak Hint- Avrupa dil ailesinin köklerini genetik olarak araştıran bu çalışmada bu dilin kökenlerinin steplerde ve Kafkasya’da olabileceğine dair işaretler vermekte. Enteresan bir bulgu ise Anadolu’da Tunç Çağı’na kadar olan sürede step kökeni olmamasıdır ki bu da Anadolu’nun kuzeyden gelebilecek göçlere niçin açık olmadığı sorusunu da akla getirmektedir. Bu soruların yanıtını da sadece yeni emek harcamalar ve analizler net olarak verebilecektir. Şu sebeple Anadolu’da Tunç Çağı’nda Hititler var ve bu insanoğlu da Hint-Avrupa dil ailesine giren bir dil konuşuyordu. Bu iyi mi oldu? Bunu yeni emek harcamalar belirleyecektir.”
‘URARTU KÜLTÜRÜ’NÜN VAN MERKEZLİ OLDUĞU KANITLANDI’
Alpaslan-Roodenberg, tüm bu araştırma sonuçlarının yanı sıra bugüne dek arkeologlarca da malum sadece genetik açıdan ilk kez kanıtlanan bir bulgunun ise Doğu Anadolu’da Van merkezli Urartu medeniyetinin, Levant ve Anadolu’dan köken almış olduğu bulunduğunu dile getirerek, “Van bölgesi örneklerinin analizi, Urartuların bölgedeki daha erken dönem toplumlarından geldiklerini ve Levant’tan köken aldıklarını ispatlarken, Urartu’nun bugünkü Ermenistan’daki uzantılarından da alınan örnekler ise onların mahalli kökenli ve step kökenli olduklarını göstermiştir. Bu da birkaç yüzyıl yargı sürmüş olan Urartu kültürünün, Van merkezli ve bölgedeki yaygın bir kültür bulunduğunu göstermektedir. Bu sonuçlar doğrultusunda Urartu yöneticilerinin merkez kökenli olup, kısaca Urartu’nun kurucularının Levant ve Van bölgesi kökenli bulunduğunu, bu kültürün bugünün Ermenistan’daki uzantılarının ise oradaki bölge halkından ve steplerden köken aldığına önemle işaret eder. Bu sonuçlar Urartu’nun Ermenistan kökenli bir kültür olduğuna dair söylentileri de artık genetik açıdan doğrulamamaktadır” değerlendirmesinde bulunmuş oldu.

Son Dakika Haberler